Yetkinlik Ölçümüne Dayalı İş Analizi

Süreç dinamikleri açısından hayat, kırılmalar, farklılaşmalar, çeşitlenmeler olduğu kadar, benzeşimler, aynileşmeler ve birleşmelerdir. Bu iki zıt süreç aslında birbirinin besleyicisi ve tamamlayıcısıdır. İşletmelerde ve örgütsel yapılarda karşımıza şu ikilem sürekli çıkmaktadır: iş mi? insan mı?; ilişkiler mi? sonuçlar mı? başarı mı? yüksek performans mı? kısa ömürlülük mü? Çınar gibi uzun ömürlü birliktelikler, işletmeler mi? hangisi baskın veya öncelikli olmalıdır? Çözüm, bu zıt süreçlerin birlikte gelişebileceği diyaloğa açık sistem (örgüt) tasarımlarında ve “doğru işe doğru insan” anlayışının, hayatın her ölçeğinde sağlıklı şekilde uygulanabilmesinde saklıdır. Tabiatında kendini farklılaştırarak konumlandırma gibi iç dinamiğe sahip toplumdaki farklı kültürler, “doğru işe doğru insan” anlayışını, farklı kavram ve terminolojilerle ifade ederler. Din ve diyanet kültürüyle zihin yapıları şekillenen kimseler, “ doğru işe doğru insan” anlayışını, emaneti ehline vermek, liyakati dindarlığın bir adım önüne koyma (veya eşdeğer tutma) gibi kavramlarla; şuuraltı dünyaları liberal ve seküler bir kültürle yoğrulmuş olanlar ise, meritokrasi ve meritokratik yönetim sistemi kavramı üzerinden hayata taşırlar. Ekonomik aklın, kârlılığın ve sürdürülebilirliğin ana sürükleyici olduğu işletmelerde ise, doğru işe doğru insan anlayışı, yetkinlik ölçümü merkeze alınarak hayata taşınmaktadır. Bir başka ifadeyle, emaneti ehline vermek, liyakati dindarlığın bir adım önüne koyma ( dindar-dinci ayrımı), dini çevrelerde; meritokrasi, meritokratik yönetim liberal ve seküler çevrelerde; yetkinlik ölçümü, ekonomik dünyada bilhassa kâr amaçlı işletmelerde tercih edilen birer paradigma haline gelmiştir.